Liseden mezun olduğumda en yakın arkadaşımla beraber amaçlarımızı maddeler halinde yazdığımız bir liste hazırlamıştık. İşte güçlü ol, uyumlu ol, iyimser ol filan. Yazdığımız kağıdı yanımızda taşımanın bir faydası olmadı tabii, neysek o olmaya devam ettik. Ama ben listeler yapmaktan vazgeçmedim. Hiç bir faydasını görmeden bir sürü planlar yaptım durdum. Zaten amaçlarım o kadar soyuttu ki bırakın bir kağıt parçası üzerine yazmayı, tez yazsam ortaya somut bir fayda çıkarmam çok zordu. :)
Sonradan anladım ki hedeflerden çok onlara ulaştıracak yöntemleri belirlemek gerekiyor. Bart Simpson misali tahtaya 100 defa "kendimi seveceğim" yazmanın faydası yok. Bunun yerine listenin birinci sırasına "beş kilo vereceğim" yaz mesela. Bak beş kilo gidince nasıl da seveceksin kendini. Pratik olmak lazım azizim. :)
İnsanın bütün hedeflerini ortak bir paydada toplamak mümkün aslında. Paydanın adı da mutluluk tabii ki. Mutlu olmak için illa süper bir karakter olman gerekmediğini anladıktan, bir de bunu güzelce hazmettikten (ki asıl acılı süreç bu) sonra yapılacak şey listeleri çöpe atmak, kendini
değiştirmekten çok sevmeye çalışmak. Zaten yaş ilerledikçe kaybettiğimiz enerjinin yerine sağduyu, bilgelik, hoşgörü gibi şeyleri koyuyoruz. Bir nevi teselli mekanizması yani. :)
Bu bilince ermiş ama daha hazmedememiş bir insan olarak eski listelerimden vazgeçmekte zorluk yaşıyorum. Hala
üstün nitelikli bir kişizade olmaya dair umudumu kaybetmedim. :) Amma velakin bunu mutluluk değil gurur vesilesi olarak görüyorum artık. Mutlu olmak için
bugünkü hedeflerim ise şunlardan ibaret:
*Beş kilo vereceğim
*Fotoğraf makinam için card-reader alacağım.
*Kaymaklı kadayıf yiyeceğim.
İlk ve son maddenin birbiriyle çelişmesinin önemi yok. İşte mutluluk bunu kabul edebildiğin zaman başlıyor
bence. Meraklısı (sacid) için tekrar yazalım: Happiness comes when you accept it's possible to have some conflicting goals at the same time. It's about
"accepting" brada. :)
Bazen nerden girip nerden çıktığımı ben de anlayamıyorum. :)