Bunlar için çok yaşlandım ben Anabel!

Dün akşam sobayı açık unuttum diye patronum arayıp azarladı beni. Hadi doğruyu söyliyim, üç gündür açık unutuyomuşum meğersem. :) Yine de kocamaan bi kızı azarlamasının bahanesi olamaz bu. Hele de kendi sobasını ayın en az on günü açık unutuyorken! Hele de kışın sert geçtiği yıllarda, kendisi arabasına binip işe gelemezken ben minibüsle gelebildiysem! Hele de bana sağladığı tek ısıtma sistemi buz gibi bir odanın bir metrekaresini zor ısıtan küçücük bir sobaysa ve çok soğuk günlerde mantomun üzerine şal atıp ellerime eldiven geçirmek zorunda kaldıysam! Hele hele tüm bunlar olurken bir kez bile halimden şikayet etmediysem!!!

Saygı görmek için bunları yapmış olmam da gerekmiyor tabii ki. Her insan, insan olduğu için saygı görmeyi hakediyor. Ama patron ve eleman arasında saygı hep tek yönlü oluyor maalesef.

Yaktın adamı Şadıman!

Yemekteyiz programının Adana özel bölümü bi alemdi. Şu memlekette ne insanlar var dedirtti hepimize. Dün akşam izlediğim Trabzon ayağı aynı ölçüde olaylı, çok daha eğlenceliydi.

Karadeniz insanı, özellikle Trabizon'lu hemşerilerimiz çok neşeli ama fena halde asabi insanlar. Çok da zekiler maşallah. Bu özellikler bir araya gelince ortaya çok eğlenceli bir program çıkmış. Bol kavgalı, bol espirili bir yemekti. Hele bir Şadıman hanum vardı ki tipik laz kadını. Geceye renk kattı ama huysuzlukta da limitleri zorladı. O kadar ki, ev sahibi en son davetlinin ardından kapıyı kapar kapamaz ellerini kaldırıp "çok şükür Şadıman'dan kurtuldum" dedi!

Müjde!

Bloğumun sıkı takipçilerine müjde! Kelime doğrulama adı altında canımızı çıkaran blogspot işkencesine son! Bundan böyle burası Dingo'nun bloğu, elinizi kolunuzu sallaya sallaya girin gaari! 300-500 kişi olduğunuz için (!) tek tek söylemeyip burda ilan etmek istedim! Hayırlı uğurlu olsun.

PS: Bloğumu spam basarsa kendine kaçacak yer araması gereken kişiler, sac ve ebru. Dua edin de öyle bi şey olmasın!

I watched Lost 5x01 - 5x02

Görmemiş Lost seyretmiş, tutmuş bloğunda ilan etmiş. Biz bunu Sac'dan öğrendik. :)

Anabel'i toori platformu yapmıycam, tooriler için bakınız http://www.sacidu.net/ Ben bir tek şunu söyliycem: resmi kayıtlara geçsin adamım artık Daniel! Karizması çizik bir kahraman ama olsun, zekası yeter, canım benim. :) Desmond'ı da unutmuyoruz tabii ki, kalbimizdeki yeri ayrıdır.

PS: Dizinin en can alıcı sahnelerinde bile elinden telefonunu düşürmeyip beni sinir eden kardeş kişisi Abru'ya teessüflerimi bildirmeyi borç bilirim.

Sacid'in başı kel mi?


tam ayar
Originally uploaded by sacidu

Ya, elin ecnebilerine ta nerelerden bağlantı çekmişim şurda Ankara'nın medar-ı iftiharı Sac kardeşimi es geçmişim. Kendimi çok ayıpladım. Buyrun bu bağlantıyla Sac'ı yeni keşfim ilan ediyorum!

Late Light, The Wave

Bak bu vatandaşın şu seti de çok güzel. Bi girin bakın, üşenmeyin!

Yeni keşfim


*
Originally uploaded by f l u x

Flickr'daki yetenek avım devam ediyor. Bu arkadaş da orjinal fotoğraflarıyla yeni keşfim olmaya hak kazandı. Ne şanslı insanlar var şu dünyada yahu!

Görüyorum! Bardağın dolu tarafını görüyorum!

Anabel ruhsal durumumda ani değişiklikler oluyor, bu durumda en büyük zayiatı sen veriyorsun kusura bakma!

Hava bahara döndü. Her mevsim değişiminde canlanırım, yine öyle oldum birden. Yani biraz önceki sıkıntım dağıldı artık olayları başka açıdan görmeye hazırım.

Mesela; iştahım artmışsa ne olmuş -yada kilo almışsam? Yemek yiyebilmek de bir nimet. Yiyecek bir şey bulamayabilirdim ya da sağlık sorunları nedeniyle yiyemiyor olabilirdim. Blumia olabilirdim Anabel, bunu hiç düşündün mü?

Sonra iş yerindeki yapılanma, onun da güzel tarafları var. Hoşuma gitmeyen yönlerine de karşı koyarım böylece yerimi belli etmiş olurum. Yada kovulurum, o durumda yerim kapının öte yanıdır zaten. :)

Bir de hiç bir faydalı şey yapmıyordum di mi? E daha yoğun bir iş yerinde çalışıyor olsaydım zaten kendimi geliştirmeye fırsat bulamayacaktım. Şu an sahip olduğum zamanda bir kelime bile öğrensem kardır, değil mi?

Başka sıkıntın var mı Anabel? Hepsini çözmeye hazırım şu anda. :)

Offf!!!!

Canım çok sıkkın Anabel. İştahım tavan yaptı, sürekli yiyorum. Günümü faydalı şeylerle geçirmeye karar verdiğim günden beri yaptığım tek şey İngilizce okumak. Yani çalışmak bile değil sadece okumak! Diğer şeyleri elime bile almıyorum. Heşeyden önemlisi de işyerinde yeni bir yapılanma var ve bu yeni yapılanma benim çizmek için çok uğraştığım sınırlarıma girmek üzere. Allah sonumuzu hayreylesin. Yazınca sıkıntım geçer dedim ama geçmedi Anabel.

Umut fakirin ekmeği :)


Barack Obama bugün görevine başlıyor. Başkanı olduğu ülke dünya siyasetinin en etkili öğesi olduğundan bu başlangıç herkes için bir anlam ifade ediyor. Müslüman bir babaya sahip olması Müslüman-Hıristiyan dünyası arasında barışçıl bir ilişkinin yapılanmasına aracı olabilir. Çoğumuz bunu umuyoruz sanırım, Obama'nın kendi ifadesi de bu yönde zaten. İnşallah yanılmıyoruzdur, inşallah bugün tüm dünya için çok güzel bir dönemin başlangıcı olur.

Herşeyin sonunu ve sonucunu ancak Allah bilir amma adamın sevimli bir yüzü var. Yani bu suratla ne kadar kötü olabilir ki? :)

Cevap ver Anabel!

Flickr'da, fotoğraflarını çok beğendiğim Erik adlı üyeye o kadar çok yorum yapmışım ki "sen insan mısın?" uyarısı geldi! Dahası, insan olduğumu kanıtlamam gerekti! 'Aşağıdaki kutuya şunu yaz da senin iyi, terbiyeli bi insan olduğunu anlayalım' dediler(valla!)

Çok korktum Anabel! Ya paşa paşa dediğimizi yaparsın yada gerisine karışmayız dediler. Duman vardı, ışık tepemdeydi kim olduklarını göremedim. Derhal söylediklerini yaptım tabi, çok fena baskı altındaydım. Bundan sonra günde en fazla 10 yorum yapıcam, o alemlere bi daha bulaşmıycam. Dersimi aldım Anabel. Ama sol elini vicdanına sağ elini mouse'un üzerine koy da şuraya tıkla. Sen olsan sen de yapmaz mıydın o yorumları Anabel?

Oscar (1991)

Dün akşam kardeşimle Sylvester Stallone'un Oscar filmini seyrettik. Babasına ölüm döşeğinde verdiği söz yüzünden yasa dışı işleri bırakan mafya babası Provolone'in dürüst bir insan olarak geçirdiği ilk günü anlatıyor. Bin türlü aksilik ve tesadüfün ardı ardına sıralandığı, bir dakikası bile ağır geçmeyen bir film. Tavsiye ederim.

January 18

It's a brand new day, a brand new beginning!

Çalışmak güzel de şu patronlar olmasa!

Patronlarımdan biri arayıp güzelce azarladı beni. Kabahat benim değildi ama onun canı bağırmak istiyordu. Ben çalışan o patrondu, yapacak bir şey yoktu. Artık insanoğlunun gücü kötüye kullanma eğilimine alıştım, fazla takmadım. Amma velakin olaydan kısa bir süre sonra arayıp bu kez candan bir ses tonuyla konuşması beni şaşkınlıklara gark eyledi... Deyip de yalan söylemiyim, hiç de şaşırmadım! :) Dedim ya adamın derdi sadece bağırmak, o ihtiyacı tatmin edince süt dökmüş kedi gibi oluyor. O bunu hep yapıyor bana da her olaydan sonra fesubhanallah çekmek kalıyor.

Unpredictable




İngilizlerin bi lafı vardır bilir misin Anabel? Unpredictable derler. 'Önceden kestirilemez' manasına gelir. "Postmodern" kadar olmasın çok kullanışlı bir kelimedir, koyduğun her yere uyar! Bu arada -able ile biten kelimeleri severim, bunu da bi yere not al.

Moda kavramını en güzel niteleyen kelime de budur bence. Yani bir konu bu kadar mı bulanık olur! Kesin kurallara bağlayamazsın çünkü bir gün rüküş dediğini ertesi gün gururla giyersin. Mesela rengarenk, uyumsuz, tuhaf şekilli elbiseler en şık vitrinleri süslemiyor mu şu an? Çok değil beş-on yıl önce gülmez miydik bunlara? Şimdi alışmadık mı peki? Demek ki neymiş, modaya güven olmazmış.

Bu konuda bilinen çok az 'kesin gerçek' var. Mesela "gardrobunda siyah bi elbise bulunsun lazım olur" denir. Bak ikinci bi tane düşündüm bulamadım. :) Bu işin bi püf noktasını bulmak zor. Ama ben uzun araştırmalarım (iki gün!) sonucu hayat kurtaracak nitelikte iki sonuca ulaştım. Birincisi ne alırsan al paraya kıyıp en iyisini alacaksın. İkincisi derhal yemek yemeyi bırakıp zayıflayacaksın!

Bu işin kaçarı yok Anabel, ben sana söylüyorum anlayan anlamıştır zaten. :)

Biri beni durdursun!

Zaman zaman enerji patlamaları yaşıyorum. Bir hevesle hayatımda değişiklikler yapmaya başlıyorum. Ama batarya çabuk tükeniyor tekrar eski uyuşuk halime dönüyorum. Pek tercih edilir bir yöntem gibi durmasa da yararını görmedim diyemem. Her seferinde bir şey öğrenmişsem şu an bin şey biliyorum demektir en azından! Bu satırları yeni bir atağın son demlerinden yazıyorum. Garfield Club'ın kapıları açıldı, girmek üzereyim. Biri beni durdursun!

Loser

Amerikan filmlerindeki "kaybeden" (loser) tiplemesi var ya, her gördüğümde "biri gelse de şuna yol yordam öğretse" derim içimden. Ne yapması gerektiğini bilirim, o da bilse keşke diye düşünürüm. Kıyafetleri kötüdür, saç baş dökülmektedir. Genelde zekidir ama içinde bulunduğu ezik hali farketmeyecek kadar da saftır. Yada görünüşte bir sorun yoktur, tavırlarında bir eziklik, güvensizlik vardır. Hangi türden olursa olsun bir loser'ı birileri tarafından ezilmesinden yada kendisine duyduğu saygısızlığın kanıtı olan görünüşünden tanıyabilirsiniz. (öğrendiğiniz iyi oldu di mi? :)

İnsanın içinde bulunduğu hali fark edememesini anlayabiliyorum. Çünkü normal olan biziz diğerleri değil! Kimse kendisini eğreti bulmaz. Ama bazen insana bir aydınlanma geliverir, bir şeyleri değiştirmesi gerektiğini farkeder. Böyle anları değerlendirmek gerekir ama tembellik yada korkaklık bize engel olur. Şartları bahane ederiz. Aslında üşeniyoruzdur yada yeterince cesaretimiz yoktur. Kendimizle barışık yaşamak için bu değişim çağrılarına kulaklarımızı tıkarız. Yapmamız gereken ise mücadele etmektir. Bir insanı "kaybeden" yapan şey azimden yoksun olmasıdır bence.

Gossip Girl'den çıkarımlar

Haftasonum Gossip Girl izlemekle geçti. İlla çıkarım yapmam gerekmiyordu tabii ama kendimi tutamadım! Şu sonuca vardım ki; bu ecnebiler çok enerjik insanlar! Entrikadan entrikaya koşuyorlar. Bir şeyi istediler mi almaya programlanmışlar. Başka insanları ezip geçmeleri, ben merkezcilikleri, bireyselliğin suyunu çıkarmaları gibi konuları eleştirmiycem. Benim merak ettiğim bu enerjiyi nerden buluyo bu insanlar? Ben olsam otuz kez vaz geçer, 'amaaan ben böyle mutluyum' diyerek bi köşeye çekilir kitap falan okurdum. İyi yaptığımı da düşünürdüm hatta ama şu sıra düşüncelerim biraz değişti. O bencillikleri asla onaylamıyorum tabii. Machiavelli'yi de ıslak sopayla dövmek taraftarıyım! Buraya kadar tamam ama 'keşke istediğim şeyler için biraz daha çabalasaydım' diyorsam şu an, demek ki 'cool' olmak o kadar da iyi bir şey değilmiş!

Hayırlı cumalar

Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. O da sizi, adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin. Eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım. (Hud-3)

I have the right to write in English!

Boredom will cause my death someday!
It's not that I have nothing to do, it's just I don't have energy to do anything. I just want to scream!

İsrail-boykot

İsrail'i boykot kampanyasını sonuna kadar destekliyorum. İsrail ürünlerini kullanmayarak güçlerinden eksiltebilir miyim bilmiyorum ama en azından yaptıklarında payım olmadığını düşünerek rahat uyurum.


Siz de böyle düşünüyorsanız aşağıdaki linke bir göz atın. Orada İsrail ürünlerinin bir listesini bulacaksınız. Etrafımızın ne kadar kuşatılmış olduğunu öğrenince eminim siz de benim kadar şaşıracaksınız!






Halamın kedisi



Bak bakiim Melis'e benziyo muyum.

Selamün aleyküm

Hazret-i Âdem’in tevbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh’un tufandan kurtulması, Hazret-i Yunus’un balığın karnından çıkması, Hazret-i İbrahim’in ateşte yanmaması, Hazret-i İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması, Hazret-i Yakub’un, oğlu Hazret-i Yusuf’a kavuşması, Hazret-i Yusuf’un kuyudan çıkması, Hazret-i Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması, Hazret-i Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hazret-i İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü gerçekleşti.

Bugün Muharrem ayının 10'u, aşure günü. Bugün sıla-i rahim yapmak, ilim öğrenmek, sadaka vermek, gusletmek, çoluğunu çocuğunu sevindirmek çok sevaptır. Ayrıca bugün 10 müslümana selam vermenin tüm müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşturacağına inanılır. Bol bol dua etmek gerekir.

Allah kabul etsin tüm dua ve ibadetlerinizi inşallah.

Fotoğraf da çekerim, eleştiri de yaparım :)

Sol tarafta görmekte olduğunuz 'flickr badge' sizi flickr'daki fotoğraflarıma götürecek. Çok ahım şahım değiller, zaten yeni sayılırım bu alanda. Motivasyon olsun deyu koydum işte, daha da ekliycem inşallah. Bir ara Garrison gibi slayt neyin de yapıcam. Ama şimdilik bi zaamet şuracıktan giriverin.

Bu arada geçen gün Stardust'ı seyrettim çok beğendim. Temposu yüksek, eğlenceli bir filmdi. Geçişler güzeldi, müzikler hoştu. Clair Danes'in mimikleri azıcık abartı geldi ama sesi ve aksanı çok güzeldi. (Gerçekte İngiliz değil di mi?) Diğer oyuncular da çok iyiydi. Velhasılı ben sevdim, güzel bir film, oturun çoluk çocuk seyredin. :)

Adem'in kalıbı

Kusursuz bir mantığa, olgunlaşmış bir bilgeliğe ulaştığına inanan Adem, insanları doğru bir şekilde değerlendirmesini sağlayacak bir kalıp yaptı. Hatalarını düzeltti, eksiklerini kapattı, olması gereken her şeyi ekledi kalıbına. Gün gelip işi bittiğinde karşılaştığı herkese denetti onu ama kimseye olmadı. Kusursuz kalıba uyan birini bulmak için dünyayı dolaşmaya karar verdi sonra. Yıllarını bu uğurda harcadıktan, bir bir herkesi denedikten sonra dinlenmek için durduğu bir sırada içine uzanıverdi kalıbının. Büyük bir hayretle, kusursuz kalıba tam uyan kişinin kendisi olduğunu gördü!

Kendi bilgeliğimizle tartıyoruz diğer insanları. Değerlerini, kendi değer ölçülerimiz vasıtasıyla belirliyoruz. Kendi kusursuz kalıbımıza uymayan insanları kusurlu kabul ediyoruz. Sahte hoşgörüler gösteriyoruz diğerlerine. Onları kusurlarıyla kabul ederek büyüklük yaptığımıza inanıyoruz! Hoş görmenin kusurlara takılmamaktan ziyade kusur kondurmamak olduğunu unuttuk. Prensipleri tahammülsüzlüklerimize kılıf yaptık.

Oturduk, Adem gibi, kendimize bir kalıp döktük. Tüm iyilerimizi koyduk içine, sahip olmadıklarımızı kötü addedip dışarı attık. Farkında olmadan kusursuz insan diye kendi kalıbımızı çıkardık. Sonra da bunu her önümüze gelene dayattık. Kalıba uymadığı için kimse mükemmellik payesine erişemedi gözümüzde. Ama zaten her insan kendi kusursuz kalıbının kusursuz modeliydi kendi gözünde…

Dua edelim

Küçücük bir ülkenin koca dünyayı takmadan elini kolunu sallaya sallaya istediği yere girip çıkabileceğini düşünmesi küstahlık değil midir? Peki aynı dünyanın bu girişimi uzaktan, eli kolu bağlı izlemesi tuhaf değil midir? Elden bir şey gelmiyorsa da kalpten gelir, en azından dua edelim.

Türküm doğruyum renkliyim!

Dün akşam yağan yağmur İstanbul'un genelini nasıl etkiledi bilemem ama benim bindiğim minibüsün güzergahına etkisi büyük oldu. Kanalizasyon taşmasından kaynaklanan bir su birikintisi trafiği felç etti, on dakikalık yolu yarım saatte aldık.

Şöförümüz kendisinden önceki araba suyu aşmayı başardığı için "benim neyim eksik, ben de şöförüm, ben de yaparım!" nidasıyla arabayı azgın suların içine sürdü! ...

Tamam abartmayayım, orta halli bir su birikintisiydi. :) Amma az da değildi yani! Netekim içinden geçerken araç su almaya başladı. Benim, her koşula kolayca uyum sağlayan milletimin güzide bir ferdi de "kaptan, gemi su alıyo!" uyarısıyla yolculuğumuza renk kattı. :)

Böyle şeyler 'ecnebi' memleketlerde pek yaşanmıyor herhalde ki her aksilikte kriz geçiriyorlar. Oysa biz öyle miyiz? Başımıza geleni çabucak kanıksıyoruz, her türlü koşula kolayca adapte oluyoruz. Onlar CALL-NINE-ONE-ONE!!! deyu çığırırken biz espri neyin yapıyoruz. :) Demem o ki, zorluk çekiyoruz ama en azından kişiliklerimiz renkli. :)

BİR DE HER DURUMDAN TESELLİ PAYI ÇIKARMAMIZ VAR Kİ, BU YAZI DA ONA ÖRNEK OLSUN :)

Çok çalışmam gerek çook!

Agatha Christie'nin 'They do it with mirrors' una başladım.
Bu da bir şeydir.

Hayırlı cumalar

Kuran oku da okuduğun nisbette yüksel. Dünyada nasıl okuyorsan cennette de öyle oku. Muhakkak ki senin cennetteki derecen okuduğun ayetin son noktasıdır.

(Ebu Davud, Tırmizî)

Bol ünlemli yazı!!!

Canım çok sıkılıyor!

Ülkem nüfusunun %60'ının (bu rakamı ben uydurdum) tatil yaptığı böyle bir günde ofise kapatılmam haksızlık! Hayır işim olsa hak vericem ama yapacak bir şey de yok! Patron evde sıkılıyor diye toplaştığımızı düşünüyorum şu anda! Beş dakka sonra ne düşünürüm bilmiyorum! Bugün hiçbir şeyin garantisi yok!!!

Created with flickr slideshow.