2008'in son yakınması

Eskiden böyle miydi dostlar? Yılbaşı ertesi insanlar evlerinde geç saatlere kadar uyurlardı. Yıl süper başlardı eskiden. Şimdi çalışıyoruz, en azından biz çalışıyoruz. İşimi sevmediğime en çok böyle zamanlarda yanıyorum.

Yeni yılınız kutlu olsun!

Yaparım ama...

Kuryelik hizmeti için başvurduğumuz bir firma istediğimiz belgeleri vaktinde yetiştiremeyeceklerini ama express göndermek istersek çıkış saatimize kadar geleceklerini söylediler. Ama express olunca ücret iki katına çıkıyormuş!

Benim anlamadığım, express olunca yetiştirebiliyorsunuz da normal olunca niye yetiştiremiyorsunuz? İkinci seçenekte alçaktan uçan bir vasıta mı kullanıyorsunuz (ki istedikleri parayla karşılanabilecek bir hizmet!) da normalde yetişmeyecek gönderi vaktinde kapımıza oluyor? Şöför para ikiye katlanınca gayrete mi geliyor yoksa paranın katlanan kısmını trafik polislerine rüşvet olarak mı yediriyorsunuz?

Hayır madem her iletiyi yetiştirecek bir sisteminiz var bunu neden işinizin tamamına yansıtmıyorsunuz? 'İyi yaparsam daha çok para alırım' zihniyeti bana fırsatçılık gibi geliyor. Bilmem yanlış mı düşünüyorum.

Farkındalıklarım arttı çok şükür!

ŞUNU FARKETTİM:
BEN TÜME VARABİLİYORUM AMA TÜMDEN GELEMİYORUM!!!

BİR DE ŞUNU FARKETTİM:
MANTOMUN ÜZERİNE POLAR ŞALIMI ATINCA HAFİFTEN BÜLENT ERSOY'U ANDIRIYORUM!!!

İKİNCİSİNİN DAHA BÜYÜK BİR TRAVMAYA YOL AÇTIĞINI SÖYLEMEME GEREK YOK HERHALDE. :)))

Bu hal, hal değil!

Eskiden toplu taşıma araçlarına bir kadın bindiğinde, oturan onca erkekten en az bir iki tanesi kalkıp yer verirdi. Sonra uyuklamalar başladı! Ardından numara yapmaktan vazgeçtiler, ki bir şey yapacaksan dürüstçe yapmak en iyisidir bence. Artık bir yer boşaldığında etraftaki kadınlardan önce kendini koltuğa atan erkekler var! Korkarım yakın bir zamanda minibüs ve otobüsler çok fena iktidar savaşlarına mekan olacak! :)
Bunu neden yazdım? Çünkü dün patronuma "ben çıkıyorum" dediğimde, "ben çıkıyorum" dedi! Bu, şu anlama geliyordu sayın okuyucu: "önce ben çıkcam, kepenkleri sen kapat!"
Patronum holding sahibi değil, yani orta büyüklükte bir işletmenin sahibi. Ofiste sadece o ve ben varız. O bir erkek, ben değilim! Bu bilgiler seni yeterince aydınlattıysa kepenk kapatma işini hanım çalışanına (yani ben:) yıkmak için telaşla kendini dışarı atan patronumun nasıl bir insan olduğunu da anlamışsındır! Gerçekten de o kadar telaşla çıktı ki parasını içerde unuttu. Sonra beni aradı kepenkleri tekrar açtırdı, geri dönüp parayı benden aldı, sonra çekip gitti! İkinci kez kepenkleri kaparken (ki çok ağır bizimki) şahsına küfür etmememin tek sebebi küfür sevmememdir!
Centilmenliğin geldiği nokta beni fena halde endişelendiriyor!!!

Yeni yıl yazısı

Hayatımın bazı dönemlerinde sanki içinde bulunduğum an hiç geçmeyecekmiş gibi hissettiğim çoktur. Ama her biri geldi geçti. İşte buradayım ve bu da geçecek.

Gmail'de bakınırken bu senenin başında yazdığım bir maili okudum. Sanki dün yazmışım gibi net hatırlıyorum o maili. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini bir kez daha anlamış bulundum. Bize verilmiş hayat asla bitmeyecek gibi geliyor yaşarken ama büyük bir hızla gelip geçiyor yıllar. Parmaklarımızın arasından kayan zamanı tutmak, birazını saklamak gibi bir lüksümüz yok. Bir dakikayı bile geri almaya gücümüz yetmez.

Bir kapısından girdiğimiz, bir diğerinden çıkacağımızı çok iyi bildiğimiz dünya hayatının sayılı dakikalarının her biri bir hediye aslında bize. Nasıl olsa bundan çok var diyerek har vurup harman savuruyoruz. Dönüp de geride ne kadar kaldı diye tefekkür edenimiz az. Elimizi son kez uzattığımız o gün geldiğinde, avucumuzda kalan miktarın azlığına şaşıracağız. Bunu bilen de bilmeyen de israfa devam ediyor. Hayatın tuhaflıklarından biri galiba bu da.

Bu kasvetli cümlelerin üstüne yeniyıl mesajı vermek garip kaçacak belki ama:

2009 yılı hepimize hayırlar getirsin; herkes için mutlu, huzurlu, bereketli bir yıl olsun; zalimler gücünü kaybetsin, mazlumlar içinde bulundukları kötü halden kurtulsunlar; 2009 dünyanın altın çağının başlangıcı olsun inşallah. Amin.

demezsem olmazz! :)

Ben bugün bunu öğrendim

Biraz önce bir lokantadan boşları ve yemeğin ücretini almak için çocuğun biri geldi. Aradığının yan taraftaki dükkan olduğunu söyledim. Özür diledikten sonra içten bir tavırla "ben de tavuk şişi siz mi yediniz diye şaşırmıştım" dedi!
Böylece tavuk şiş yiyebilitesi düşük biri gibi göründüğümü öğrenmiş oldum!

El Metîn



Metin, güç ve kuvveti azalmayan, güçsüz düşmeyendir. Bu durum yalnız Allah'a mahsustur. Hiç bir iş onu aciz düşüremez.


El-Metîn ism-i şerifinin sırrına eren kul, dininde sabır ve kuvvet sahibi olan kimsedir. Öyle bir kuvvet ve sabır ki kimse onu haktan ayıramaz ve yönünü batıla saptıramaz. Hakk'ın müdafasında onu kimse korkutamaz, susturamaz.


Ya Metîn ism-i celilini okumaya devam edenler maddi manevi kuvvete ererler. Himmet sahibi olurlar. Yolunu sapıtana okunursa yola gelir, zalime okunursa zulmü bırakır. Bir kimse "Yâ Metîn" ismini okumaya devam etse ümit olunur ki, çetin işler ona kolaylaşır.

Bush'a bir ayakkabı da benden!

Dünyanın yüzde doksanı gibi ben de Bush'a atılan ayakkabının altına adımın yazılmasını isteyenlerdenim. :)

Bilişim çağındayız. Dünyanın bir ucunda olan olaydan neredeyse aynı anda haberdar olmakla kalmıyor, milyonlarca insan aynı platformda konu hakkında fikir belirtebiliyoruz. Bush'un en büyük talihsizliği de böyle bir zamanda doğması sanırım. :)

Konu üzerine yeterince yazıldı ama bazıları bununla mutmain olmamış, üşenmeyip Bush'a ayakkabı fırlatmaca oyunu tasarlamış.:) Çok basit bir flash oyunu ama verdiği tatmin büyük olsa gerek ki 50 saniyelik sürede 88 isabetli atış yapan var! Oyuna lafım yok ama keşke Bush'un yüzü net olarak görülebilseydi, o zaman hem daha çok içimize sinerdi hem de rekor 100'e kadar çıkardı. :)

Not: Ben bunu yazdım yayınladım. Sonra oyunun daha iyisini buldum. Bunda Bush'un yüzü gayet net görünüyor. :) Buyrun burdan girin, Bush'a ayakkabı atın rahatlayın. :)

Bağımlılık oranı: %60

60%


%60 blog bağımlısıymışım. Külliyen yalan! :)

14 soruluk anketin son sorusu "sonucu öğrendikten sonra bunu bloğunuzda yazacak mısınız" idi. :) Evet demiş bulundum yoksa işim olmaz! :)

NOT: Ben bunu burdan öğrendim sen de şurdan buyur.

Yaşasın günün ilk çayı!

Hava çok soğuk yaa! Kat kat giyindim, üstüme en kalınından bir manto aldım, iki polar şalla sıkı sıkı mumyalandım yetmedi. Allah dışarıda olanlara yardım etsin.

Mutlu yıllar!

Bugün Hicri 1430 yılının ilk günü.
Yeni yılın tüm İslam camiasına hayırlar getirmesi dileğiyle...

Horizon by Eri Sugai

New age severim, seveni de severim. :)
Sevenlere aşağıdaki şarkıyı hediye ediyorum, sevmeyenlere bişeycikler demiyorum.
Bu şarkı bağlantıda yazdığı gibi Enya'nın sahte Sumiregusa albümünden değil Eri Sugai adlı Japon hanım kızımızın Mai albümündendir. Bunu da bilmezuk demezsiniz artık. :)



Şarkıyı dinlerken sol alta yerleştirdiğim Garrison albümünü seyr eyleyebilirsiniz. Böyle çeşit çeşit imkanlar sunuyoruz işte size, kıymetimizi bilin. :)

Hayırlı cumalar

Ben padişahlardan en çok Yavuz'u,
halifelerden Hz Osman'ı severim.
Ya sen?

Basın açıklaması

"Bir Japon psikiyatr, virgülden sonrası sonsuza giden pi sayısının 83 bin 431 basamağını ezberden okuyarak bir rekor kırdı."

Gereksiz işler müdürlüğünü noter huzurunda bu arkadaşa kaptırmış olmaktan en ufak bir üzüntü duymamaktayım. Bilginize...

Kürkçü dükkanının uslanmaz tilkileri

'Bu iş bizi bozdu' dedik bıraktık. Ama üzerinden üç gün bile geçmeden kürkçü dükkanının kapısında bulduk kendimizi. İnsanoğlunun içinde "anlatmak" arzusu var ne yapalım. Bu daha hayırlı bir başlangıç olsun diyelim, sözü uzatmayalım.

Created with flickr slideshow.